Duyuru…
1 Ocak 2025’ten önce yazılan tüm yazılar kaldırılmıştır… Bu tarihten önce var olan bir linki tıklayıp buraya geldiyseniz, o yazıya ulaşamazsınız. Teşekkürler.

Takip Et, Yol Gösterir.
1 Ocak 2025’ten önce yazılan tüm yazılar kaldırılmıştır… Bu tarihten önce var olan bir linki tıklayıp buraya geldiyseniz, o yazıya ulaşamazsınız. Teşekkürler.
Yedi yıl önce not defterimin köşesine şöyle kısa bir cümle yazmışım: “Sahilde kuma oturup suyu seyretmekle denizi aşamazsınız. Kürek çekmelisiniz, kulaç atmalısınız. Sözün özü, emek vermelisiniz…” Aradan yıllar geçti ve geçen bu yıllar içinde yüzlerce insanla tanıştım. Farklı hikâyeler dinledim. Başarıya ulaşanları da gördüm, yıllarca aynı...
Sessizlik, güçsüzlüğün değil hâkimiyetin göstergesidir. Çünkü insan konuşurken çoğu zaman kendini ele verir. Duygularını, düşüncelerini, niyetlerini, zaaflarını, korkularını, hedeflerini… Bir cümlenin içinde sakladığını zannettiğin bir detay, karşı tarafa senden çok daha fazlasını anlatabilir. Bir mimik, bir kelime seçimi, farkında olmadan yaptığın en küçük vurgu bile seni...
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış. Bu söz ilk bakışta basit bir halk deyimi gibi görünür. Ama biraz derine indiğinde, aslında birey-toplum ilişkisini çıplak bir gerçeklikle yüzümüze vurur. Çünkü burada sadece bir küskünlük yoktur. Burada bir yanılsama vardır. Bir güç dengesizliği vardır. Bir farkındalık uçurumu vardır....
Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte Göründüğünden çok daha büyük bir denklem. Bu söz Türkçe’de yaygın olarak kullanılan ve ilk bakışta sıradan bir halk deyişi gibi duran bir sözdür. Hatta çoğu zaman biraz sert, biraz da kaderci bir tonda kullanılır: “Ne verirsen onu alırsın.” Ama...
ÇÜRÜMEZSEN DİRİ OLAMAZSIN Tam olarak hayatın ortasındasın. Ne tamamen kırılmışsın ne de tamamen güçlüsün. İşte bu yazı, tam o aralıkta duran SEN için. İNSAN VE AĞAÇ: PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK, KAYIPLAR VE YENİDEN İNŞA SÜRECİ İnsan hayatından bahsedilirken çoğu zaman kontrol edilebilir bir süreç gibi anlatılır: Büyü, öğren,...
Dil tuhaf ve büyüleyici bir araçtır. İnsan beyni, kelimeleri yalnızca ses olarak algılamaz; niyet, duygu ve sorumluluk sinyalleri olarak da okur. Bu yüzden iki küçük ifade bazen bir ilişkiyi onarabilir, bazen de bir mesafeyi büyütebilir. “Affedersin” ve “özür dilerim” tam da böyle iki kelime grubudur. İlk...
Değişmeden İlerleyemezsin: Hayatın Önündeki Taşları Kaldırma Cesareti İnsan hayatı, çoğu zaman dış koşulların zorluğu ile açıklanmaya çalışılır; oysa dikkatli bakıldığında, asıl belirleyici olanın dış dünya değil, insanın iç dünyasında taşıdığı görünmez yükler olduğu açıkça ortadadır. Çünkü insan, çoğu zaman karşısına çıkan engellerden çok, o engellere yüklediği...
Tam vazgeçecekken… Dur. Bir saniye dur ve ilk başladığın anı hatırla. O gün içindeki ateş nasıldı? Göğsünde hafif bir titreme vardı belki. Belki kimse inanmıyordu sana ama sen inanıyordun. Belki korkuyordun ama yine de adım atmıştın. O ilk adım… Konfor alanının dışına attığın o bilinçli risk…...
Güneş, herkese aynı ışığı dağıtıyor. Sen gölgeden çıkmıyorsan, bunun sorumlusu sensin. Bu cümle rahatsız edici. Çünkü teselli etmiyor. Okşayamıyor. Kimseyi masum ilan etmiyor. Tam tersine, sorumluluğu doğrudan sahibine bırakıyor. Işık orada. Hep vardı. Hâlâ var. Ama sen neredesin? Bu yazı klasik bir motivasyon metni değil. “İstersen...
Hayatın bir başlangıç çizgisi olduğunu düşünmek insanın hoşuna gidiyor. “Otuzunda başlar.”, “Kırkında başlar.” , “Çocuklar büyünce başlar.” , “Borçlar bitince başlar.” diye diye durmadan erteliyoruz. Sanki görünmez bir düdük çalacak ve hayat aniden renklenip düzenlenecekmiş gibi. Oysa gerçek çok daha çıplak, çok daha sarsıcı ve çok...